Omurga Tedavisinin Önemi

OMURGA TEDAVİSİ NEDEN ÖNEMLİDİR?

omurga tedavisiHiç Omurganın kıvrımlı yapısının nedenini düşündünüz mü? Vücudumuza arkadan bakıldığında omurgamız her ne kadar düz görünse de yandan bakıldığında kıvrımlıdır. Bunun nedeni kalp ve akciğer gibi hayati organlarımızın rahat yerleşiminin sağlanmasıdır. Omurganın göğüs kafesiyle beraber kalp ve akciğer üzerinde yaptığı koruma, düzgün nefes alımını ve kalp sağlığının korunmasını sağlar. Ayrıca omurga, omurilik için de koruyucu bir işlev görür. Bunun yanı sıra beyinden sinirler aracılığıyla vücuda iletilen hareket komutu omurga tarafından taşınır. Omurganın bir diğer önemli görevi, vücudumuzu ayakta tutmasıdır. Bu nedenle omurga tedavisi oldukça önemlidir. Omurga hastalandığında vücutta hastalanır ve emir komuta zincirinde aksaklıklar meydana gelmeye başlar.

OMURGANIN İÇ ORGANLAR İÇİN ÖNEMLİ

Son yıllarda; yaşın ilerlemesiyle savunmasız hale gelen omurga konusu uzmanların dikkatini çok daha fazla çekmeye başladı. Yapılan araştırmalara göre omur arası disklerde ve omurga sütununda oluşan şekil değişiklikleri birçok nörolojik hastalığın kökenini oluşturuyor ve 25-55 yaş grubundaki ayakta tedavi gören hastaların ve sağlıklı kişilerin %30-%85’inde görülüyor.

Omurga sütunu çoğu organ sistemlerinden daha hızlı aşınır ve yaşlanır. Omurga kanalında bulunan omurilik de tüm organizmanın yaşamsal faaliyetini sürdürmesini sağlar ve iç organların kendi kendine yenilenmesi için gerekli olan koşulları yaratır. İşte bu nedenle omurga sağlığı iç organlar için oldukça önemlidir. Çünkü omur cisimlerinde, omurlar arası disklerde ve eklem-bağ sisteminde oluşacak sorunlar iç organlarımızın sağlık durumuna da yansır.

OMURGA İLE İÇ ORGANLAR ARASINDAKİ İLİŞKİ

İç organlarımızın yerleşim düzenine baktığımızda;
• Üst batın organları: karaciğer, dalak, safra kesesi, bağırsaklar
• Alt batın organları: erkek ve kadınlarda mesane, kadınlarda rahim ve yumurtalıklar; erkeklerde prostat bezi
• Retroperitoneal (batın arkası) boşluğu ise; böbreklerdir.

Pratik gözlemler ve bilimsel araştırmalar alt göğüs bölgesinde lokalize olan patolojik bir durumun karın ağrısına neden olabildiğini ortaya koymaktadır. Bu durumda acil ameliyatlık bir durum olan “akut karın sendromu”nu omurga ağrısında ayırt etmek için tanı konulması şarttır. Karın ağrısına mide asitliğine bağlı olmayan mide yanması ve kabızlık eşlik edebilir.
Hatalı olarak “akut karın” teşhisi konularak gereksiz ameliyat edilen hasta durumları ne yazık ki yaşanabiliyor. Bu nedenle mutlaka detaylı tanı yapılması gerekir. Mesela, karın ağrısı, karın altı sinir ağının iritasyonundan da kaynaklanabilmektedir. Bu olgudaki klinik tablo göbek deliği ve sırt bölgesinde hissedilen ağrılar ile karakterize olup, peristaltik hareketlerde (mide ve bağırsakların sindirim sırasındaki dalgalı hareketleri) yavaşlama olabilir ve karın damarlarındaki spazm nedeniyle arteriyel kan basıncı yükselebilir.

Sinir lifleri aracılığıyla omurgadan iç organlara sürekli olarak elektrik impulsları (mesajları) gönderilir. Bu elektrik impulsları organların normal işlev görmesini ve normal metabolizma düzenini sağlar. Gelen impulsların sayısında bir azalma olduğunda iç organlardaki metabolizma süreci yavaşlar ve organlar yaşlanmaya başlar, çeşitli patolojik durumlar gelişir.

Nitekim Hipokrat, omurgayı etkileyerek iç organ hastalıklarını başarıyla tedavi ediyordu. İç organ ağrısının gerçek nedenini araştırırken organın kas sistemi ve omurga ile olan ilişkisini göz önünde tutmak gerekir. Doğru tanı ve teşhis çok önemlidir. Oysa günümüzdeki bilim adamları çok daha ileri giderek sorunun temel nedenini omurlar arası boşluktaki kireçlenmeye, derin dokularda oluşan ödem ve yangıya bağlıyor ve bunu “sinir kökü sıkışması” olarak kabul ederler.

Buradan aşağıdaki üç önemli sonuca varmak mümkün:

• Birincisi; hastalıkların ve yaşlılığın kaynağı aynıdır;
• İkincisi; fonksiyonel ve organik organ hasarları kas-iskelet sisteminin ve santral sinir sisteminin fonksiyon bozuklukları ile ilişkilidir;
• Üçüncüsü; ağrılar “sinir kökü sıkışmasını” değil, giderilmesi mümkün olan derin omurga kaslarındaki durumu yansıtır.

Bu sonuçları ilke edinen uzmanlar bu konudaki bilgi ve birikimlerini de kullanarak hastalıkları ve yaşlılığı hayal gücünün ötesine uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Bunu başarmanın en iyi yöntemi ise doğru harekettir!

YENİ NESİL FİZİK TEDAVİ KİNEZİTERAPİ İLE YENİLENİN

Kineziterapi yeni nesil bir fizik tedavi yöntemidir ve “Hareket sağlıktır” temeline dayanır. Doğru hareketlerle vücudunuzu hastalıklardan kurtarmak ve korumak mümkündür. Rusya’da geliştirilen ve Avrupa’da oldukça revaçta olan yöntem, Türkiye’de yalnızca Sağlık Bakanlığı’na bağlı Kineziterapi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde uygulanıyor. Omurga hastalıkları, eklem rahatsızlıkları, kas ve tendon yaralanmaları gibi pek çok sorunun temeline inerek tedavi eden merkez, hastalara yalnızca iyileşmeyi değil, hastalıklara karşı dirençli bir vücut kazandırmayı da vaat ediyor.

Modern rehabilitasyon cihazları ile uygulanan egzersiz tedavisi, pek çok ameliyat teşhisi konulmuş hastayı ameliyattan kurtarmıştır. Skolyoz, kifoz, bel ağrısı, bel fıtığı, boyun ağrısı, boyun fıtığı gibi çağımızın hastalıklarına iğnesiz ilaçsız çözüm sunan merkezde, uzman doktor ve fizyoterapistler eşliğinde keyifli bir tedavi süreci geçireceksiniz.

Kineziterapi’nin tedavi ettiği hastalıklar listesini görmek için tedavilerimiz bölümüne göz atabilirsiniz. Ayrıca kineziterapi yöntemi hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmak veya uzman doktorumuzdan randevu talebinde bulunmak için (0212) 541 62 60 nolu telefon numaramızı arayabilirsiniz.

Web sitemiz üzerinden online randevu için tıklayın!

Sorularınız için:

Doktorlarımız Sorularınızı Cevaplıyor!

Aklınıza takılan ve sayfamızda cevap bulamadığınız tüm sorularınızı sormak ve detaylı bilgi almak için aşağıdaki butona tıklayarak iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz. Uzmanlarımız en kısa sürede sizi arayacaktır.

Uzmanlarımıza Sorun
randevu ve bilgi hattı
randevu ve bilgi hattı