Miyofasiyal Ağrı Sendromu Tedavisi

Kineziterapi ile ağrısız hayat: Hemen Şimdi Gelin!

Günümüzde birçok hastalığın tedavi yaklaşımı kökten değişmiştir. Omurga eklemlerinin sağlık durumu büyük oranda kasların içerisindeki kan damarlarınca besin sağlanmasına bağlıdır. Atrofiye uğramış olan kas omurga eklemine besin maddesi taşıma kabiliyetini yitirir, çünkü içerisindeki kan damarları da aynı şekilde atrofik olmuştur. Bundan ziyade atrofik kasın hiçbir ilaçla düzeltilmesi mümkün değildir. Eğer hastalık enfeksiyon kaynaklı değil ise doğru uygulanan fiziksel hareket kasları onarabilir ve kan damarlarının eklem ve dokuları beslemesine imkan verebilir.

miyofasiyal agri sendromu

Kineziterapi yöntemi ile tedavi omurgayı ve büyük eklemleri saran derin kasları etkinleştiren egzersizler sisteminden oluşmaktadır. Bu şekilde uygulanan fiziksel hareketler sayesinde kaslardaki dolaşım düzelir, kemik ve kıkırdak dokuları daha iyi beslenmeye başlar, kısaca onarım sürecinin başlaması için gerekli şartlar sağlanmış olur.

Miyofasiyal Ağrı Nedir?

Miyofasiyal ağrı, genellikle bir kasın içinde gergin ya da sert bir bandın bulunmasıyla tanımlanır. Bu bantların içinde ‘tetik nokta’ dediğimiz aşırı duyarlı noktalar bulunur. O bölgede kas spazmları, hareketlerde kısıtlanma, güçsüzlük, duyarlılık ve nadiren de dolaşımsal bozukluklara yol açar. Lokal hassasiyetle beraber yansıyan ağrı olarak bölgesel ağrılara da neden olmaktadır.

Boyun ve omuzlar başta olmak üzere, vücudun çeşitli noktalarında ağrıya neden olan miyofasiyal ağrı sendromunu vitamin eksikliği ve enfeksiyonlar tetikliyor.

Huzursuzluk verir

Örneğin ense-omuz arasındaki bir adalede tutulum varsa, muayene sırasında o adale içinde çok ağrılı ve hassas bir bant ele gelebilir ama hasta ağrıyı baş ve şakaklar gibi daha uzak bölgelerde hissedebilir. Bilinenin aksine miyofasiyal ağrı sıklıkla kişiyi rahatsız edici, meşgul edici, huzursuzluk verici bir ağrı çeşididir. Örneğin 45 milyon Amerikalı'yı etkilediği tahmin edilmektedir. Ülkemizde de çok yaygın olarak, hastalar bu yakınmalara sahiptir. Yapılan bir araştırmada, dahiliye hekimine başvuran hastaların yüzde 30’unda; ağrı kliniklerine müracaat edenlerin yüzde 55 ile yüzde 85'i kadarında miyofasiyal ağrı bileşenine sahip oldukları tanımlanmıştır.

Stres hastalığı tetikler

Tedavi görmemiş miyofasiyal ağrısı olan hastalarla miyofasiyal fonksiyon bozukluğu olan kadınlar karşılaştırılmış. Sonuçta psikolojik baskı ve bedende bunun yansıması olarak ortaya çıkan ağrılarda benzer, hatta daha fazla ağrı bulunmuştur. Özetle, psikolojik faktörler miyofasiyal ağrıları tetiklemekte ve şiddetini artırmaktadır. Yine başka bir rahatsızlığı olan kadınlarda miyofasiyal tetiklenme ve hassasiyet daha fazla bulunmuştur. Stres bu hastalığın düşmanıdır.

Genetik yatkınlık etkili

Miyofasiyal ağrı sendromunun nasıl oluştuğuna dair tatminkar bir yanıt henüz bulunmamakla beraber bazı teoriler bu rahatsızlık hakkında ipuçları vermektedir. Görünen asıl problem, tetik noktaların varlığıdır. Bu tetik noktalar kas, kasın kılıfı (fasya) veya kasın kemiklere yapışma bölgesi (tendonlar) içinde tespit edilebilir. Bu noktalar parmakla basıldığında sert ve ağrılı olarak kendini belli eder. Kaslara ani bir yüklenme ve buna bağlı örselenme, tekrarlayan mikro travmaların neden olduğu kronik örselenme, genetik yatkınlık, yorgunluk ve stresin bu hastalığı kolaylaştırdığı bilinmektedir. Bu öngörülerin yanında özellikle B vitamini, folik asit ve magnezyum eksikliği, enfeksiyonlar ve sıcak havalardan soğuk ve nemli havalara geçiş, bu rahatsızlığın nedenleri arasında yer almaktadır. Ancak üzerinde durulan başka nedenler de söz konusudur.

Sessiz tetik noktaları var

Ağrılar kadınlarda genel olarak adet döngüsü sırasında, hormonal değişimlerle oluşan bir enflamasyona bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir. Diğer yandan bu lokal hassasiyet, o bölgedeki adalelerin içinde bulunan sessiz tetik noktalarını aktifleştirerek, adet dönemini çekilmez hale getirebilmektedir. Yapılan bir çalışmada, doğum kontrol hapı kullanan kadınların, doğum kontrol hapı kullanmayanlara göre adet dönemleri boyunca daha fazla ağrı çektikleri kanıtlanmıştır. Sonuçta doğum kontrol hapı alan kadınların menstüral döngü boyunca ağrı çekme olasılıkları daha yüksektir.

Başka hastalıklarla karıştırılıyor

Klinik olarak miyofasiyal ağrı, en sık fibromiyalji ve haşimato troidiyle karıştırılır. Gerçekten bazen bu hastalıkları birbirinden ayırmak son derece güçtür. Miyofasiyal ağrı ve fibromiyalji arasındaki bağlantı veya karışıklık, uzun süredir devam etmektedir. Tüm fibromiyalji hastalarında bazı miyofasiyal ağrılar mevcuttur, ancak her miyofasiyal ağrısı olan hastalarda fibromiyalji bulunmaz.

Ağrı semptomları genellikle spesifik “tetikleyici” veya “hassas” noktaları bulunan kas ağrısını içerir. Ağrı, aktivite veya stresle daha da kötüleşebilir. Klinik tablo sadece ağrıyla seyretmez, ortaya çıkan ve en sık görülen belirtileri;

• Ağrı
• Hareket kısıtlılığı
• Güçsüzlük
• Depresyon ve
• Uyku bozukluğudur.

Beraberinde halsizlik, bulantı, baş dönmeleri ve duruş bozuklukları da eşlik edebilir. Miyofasiyal ağrı sendromu, her zaman gürültülü, rahatsız edici bir tarzda başlamaz. Zamana yayılan ufak baş, sırt, eklem ağrıları ve siyatik benzeri düşük profilli belirtilerle de seyredebilir. Kişi kendinde kas tutulması olduğunu anlamayabilir. Özellikle yansıyan ağrılar yanıltıcı, yanlış teşhislerin konmasına yol açabilir.

Dinlenmek fayda etmez

Kasları tutan kasılma sonuçta ağrıya ya da tam tersi ağrılar kaslarda kasılmaya yol açma gibi kısır bir döngüde olaylar tekrarlanırken, kasılan lokal kasların dolaşımı bozulur, kas içi oksijen azlığı ve düşük dolaşım sayesinde, biriken metabolitlerin kastan atılamaması minik yırtıkların oluşmasına sebep olur. Kalsiyum birikmesi sonucu, sürekli gergin, kasılmış, boyu kısalmış, hassas kas oluşur. Santral bir duyarlılaşmayla, istirahat halinde bile bölgedeki sinir uçlarından, ağrıya neden olan doku duyarlılığını artıran kimyasal maddeler (asetilkolin) salınır.

En çok hangi bölgede görülür?

Tetik noktaların dağılımı kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Baş, boyun, omuzlar ve bel bölgesinde daha fazla tetik nokta oluşur. Yansıyan ağrılara neden olan tetik noktalar, en sık omuz kuşağı denilen trapez kaslarını tutar. Sık boyun tutulmaları, sırta ve başa vuran ağrıların kaynağı, işte bu omuz kuşağındaki tetik noktaların varlığıdır.

Kronikleşebilir

Kas liflerinin fonksiyonlarının bozulmasına bağlı oluşan, hassas adaleler içindeki sertleşmiş, bant şeklinde ele gelen ağrılı kas alanıdır. Tetik noktalar, kas gücünün azalmasına, boylarının kısalmasına ve sertleşmesine sebep olur. Boyu kısalmış, gergin kaslar, komşu eklemlerde bazı sıkıntıların ortaya çıkmasına neden olur. Tetik noktaların bulunduğu adalelerde oksijen ve metabolizmanın ihtiyaç duyduğu besinlerin azalmasıyla birlikte, metabolik artıkların yığılması söz konusu olduğundan, olay kronikleşmeden müdahale etmek gerekir. Eğer bir müdahalede bulunulmazsa, tetik noktalar aylar hatta yıllarca kalır. Bu durum kendi haline bırakıldığında süregen bir kısır döngüye yol açar. Tetik noktalar 2 şekilde karşımıza çıkmaktadır. 1. İstirahat veya aktivite sırasında ağrıya neden olan -aktif tetik nokta. 2. Sessiz tetik nokta. Sessiz tetik noktalar ancak üzerine basınç uygulandığında bulunurken; soğuk, gerilme, kas zorlanmasıyla da aktif hale gelebilirler. Tetik noktaların üzerine gidilip tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde devamlı kas gerilimine, eklem hareketlerinin kısıtlanmasına neden olan bu noktalar, kas bağlantı yerlerinde eklemleri erkenden bozup kireçlenme başlangıcına, hatta kireçlenmelere neden olabilir.

RANDEVU VE UZMAN GÖRÜŞÜ ALMAK İÇİN (0212) 541 62 60

Doktorlarımız Sorularınızı Cevaplıyor!

Aklınıza takılan ve sayfamızda cevap bulamadığınız tüm sorularınızı sormak ve detaylı bilgi almak için aşağıdaki butona tıklayarak iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz. Uzmanlarımız en kısa sürede sizi arayacaktır.

Uzmanlarımıza Sorun