BLOG

Multipl Skleroz - MS

Multipl Skleroz Her Şeyin Sonu Değil!

Multipl Skleroz (MS) beyinde ve omurilikte, mesajları taşıyan sinir telleri etrafındaki koruyucu kılıfın (miyelin kılıfı) hastalığıdır. Merkezi sinir sistemi ile organların bilgi iletişimini sağlayan omuriliğin miyelin tabakası üzerindeki fiziksel tahribatın bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Kılıfın hasar gördüğü yerlerde sertleşmiş dokular (skleroz) yer almaktadır. Bu sertleşmiş alana da plak denir. Bu plaklar, sinir sistemi içinde pek çok yerde oluşabilir ve sinirler boyunca mesajların iletilmesini engelleyebilir.

MS belirtileri, şiddet ve seyir yönünden hastadan hastaya çok büyük değişiklikler gösterebilir. Bazı hastalarda değişik hastalık tabloları arka arkaya ortaya çıkar, daha sonra tam ya da kısmi iyileşme görülür. Belirtiler etkilenen sinir sistemi bölgesine göre farklıdır. Bunlar arasında halsizlik, karıncalanma, uyuşma, duyu eksikliği, denge bozukluğu, çift görme görme azlığı, konuşma bozukluğu, titreme, kol ve bacaklarda sertlik, güçsüzlük, idrar kaçırma veya yapamama, erkeklerde cinsel güç azlığı sayılabilir. Tanımlanan belirtilerin bir ya da birkaçına birlikte rastlanabilir.

Multipl Skleroz (MS) genç insanlarda nörolojik nedenli özürlülüklerde birinci sırayı almaktadır. Hastalık genellikle gençlerde, kadınlarda, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek toplumlarda, kentlerde yaşayan eğitim düzeyi yüksek kişilerde görülen bir hastalıktır.

Hastalığın ilk belirtileri birkaç gün içinde ortaya çıkar; alevlenmeler ve düzelmelerle seyreder. Başlangıç dönemlerinde tam bir düzelme gösterirken bazen hastalığın ilerlemiş evrelerinde, az sayıda hastada baştan itibaren düzelmeler olmaksızın kötüleşme söz konusu olabilir.

Öncelikle Multipl Skleroz ölümcül bir hastalık değildir. Bu konuda yapılmış pek çok çalışma vardır. Bu çalışmalarda ortalama yaşam süresi açısından MS'lilerle sağlıklı bireyler arasında önemli bir fark olmadığı ortaya konmuştur. MS'de bulaşıcılık söz konusu değildir.

MS'li kişilerin, bazen aldıkları ilaçların etkisiyle enfeksiyon hastalıklarına karşı direnme güçleri azalır. Bu nedenle hastaların solunum yolları enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları gibi hastalıklara diğer insanlardan daha fazla yakalanma eğilimleri vardır.

MS, bir akıl ya da ruh hastalığı değildir. Oysa MS tıbbi olarak tamamen bir sinir sistemi hastalığıdır.

MS kalıtsal bir hastalık değildir. Ailelerinde MS bulunan kişilerin MS'e yakalanma eğilimi az da olsa vardır.


MS'de Kineziterapi Nasıl Uygulanır ve Nasıl Etki Eder?

Kineziterapi zayıflamış veya eşgüdüm bozukluğu olan kasların kuvvet kazanmalarına yardımcı olur. Kineziterapi MS hastalarında düzenli hareket egzersizlerini, germeyi, yürüme eğitimini ve bastonları, yürüteçleri ve diğer yardımcı aletleri en iyi şekilde kullanmayı, nakil eğitimini ( yani örneğin, tekerlekli sandalyeden arabalara geçmeyi öğrenmek) ve toplam fonksiyonu ve dayanıklılığı iyileştirmeye yönelik kuvvetlendirme egzersizlerini kapsar. Kineziterapi günlük yaşamda hastanın bağımsızlığı artırmayı hedefler. Hastaların giyinme, kendine düzen verme tekniklerini öğretir ve koordinasyon ve kuvvetlenmeye yönelik egzersizler de sunar. Bir kineziterapist hastanın evi veya işyerini güvenilir ve bağımsız hareket edilebilir mekanlar halinde düzenlemek için aletler ve yollar tavsiye edebilir.


Kineziterapi MS'i İyileştirir Mi?

Tek başına kineziterapi  MS'i düzeltemez ancak haftada birkaç gün yapılacak kineziterapi ile hastanın genel sağlığı iyileştir ve kas ve iskelet sisteminin kullanılmamaktan kaynaklanan komplikasyonların önüne geçer. Egzersiz iştah ve uykuyu düzenlemeye yardımcı olduğu ve kendini iyi hissetmeye katkıda bulunduğu için düzenli bir egzersiz programından fiziksel olduğu kadar psikolojik avantajların da elde edilebilmesi mümkündür.


RANDEVU VE UZMAN GÖRÜŞÜ ALMAK İÇİN (0212) 541 62 60

Doktorlarımız Sorularınızı Cevaplıyor!

Aklınıza takılan ve sayfamızda cevap bulamadığınız tüm sorularınızı sormak ve detaylı bilgi almak için aşağıdaki butona tıklayarak iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz. Uzmanlarımız en kısa sürede sizi arayacaktır.

Uzmanlarımıza Sorun